Kırmızı Başlıklı Kız
Kırmızı Başlıklı Kız hikâyesini elli kere dinlediniz, biliyorum.
Ama bu versiyonda olaylar başka.
Bu versiyonda kafalar çok karışık.
“Herkesin hayatına kimse karışmaz.
ha nasıl karışamaz? ben bu şekil giyinirim, bu bayan şu şekil giyinir, şu şekil giyinir” kıvamında.
Bu kafada yazılmış bir hikaye yani.
Seni çekerse buyur.
eyorlamam bu kadar.
Kırmızı başlıklı kız düşmüş yollara.
Hasta ananesine sıcak çorba götürmeye.
Nana nana na na diye zıplaya zıplaya giderken,
ilerde bir de ne görsün?
Şekerden yapılmış bir ev.
"Ormanın ortasında şekerden evin ne işi var amk" deyip yönünü oraya çevirmiş.
Yaklaşmış, camdan içeri bakmış.
İçerde kimler var?
Hansel ve Gretel.
Karşılarında kim var?
Cadı.
Kazanda bir şeyler kaynatıyor.
Cadı kim?
Ananesi.
Şaşırmış Kırmızı başlıklı kız.
"Nasıl olabilir böyle bir şey" demiş içinden.
"Anane anane" demiş.
"Senin burnun neden bu kadar uzun, eğri büğrü ve üstünde et benleri var" demiş.
Cevap gelmemiş.
Çünkü Kırmızı başlıklı kız dışarda,
Cadı içerde, o yüzden onu duymamış.
Allah’tan da duymamış.
Kırmızı başlıklı kız işkillenmiş.
Bu işte bir iş var demiş.
“Benim adım Tatar Ramazan 'Ben bu oyunu bozarım arkadaş!' deyip yardım aramaya çıkmış yola.
Hemen az ilerde ağacın dalında oturan birini görmüş.
Kim olsa beğenirsin?
Robin Hood.
"Robin Hood, Robin Hood" demiş, Kırmızı başlıklı kız.
"Ne var?" demiş Robin hood.
"Biliyor musun ne oldu?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Nerden bileyim" demiş Robin Hood,
"Müneccim miyim ben."
"Ne oldu aksisin bugün" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Şu fakirler çok canımı sıkmaya başladı artık" demiş Robin Hood.
"O o o senin can sıkıntın kolay kolay geçmez hacı, ben derdimi anlatayım da kafan dağılsın biraz" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Anlat" demiş Robin Hood.
"Evden çıktım ananeme çorba götürüyordum.
Ananem çok hastaymış.
Yolda giderken şekerden bir ev gördüm.
Sonra onun yanına gittim.
İçerde bil bakalım kimleri gördüm" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Tabiki de Hansel ve Gretel'i görmüşsündür" demiş Robin Hood.
"Yuuuh nerden bildin?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ya hadi be ablacım, o kadar masal biliyoruz" demiş Robin Hood.
"Eeeeee demek öyle" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"O zaman bil bakalım cadı kimdi?" demiş.
"Hmmmm cadı bilgisi bende yok" demiş Robin Hood.
"Yaaaa öyle kalırsın işte" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ananemdi" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Yok ebesinin amcası" demiş Robin Hood.
"Yaaaa" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Neyse senden yardım istemeye geldim" demiş.
"Yardım edemem" demiş Robin Hood.
"Neden" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Sizin haliniz vaktiniz yerinde mi" demiş Robin Hood.
"Allah’a şükür" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ee ozaman yardım edemem, ben fakirlere yardım ederim" demiş Robin Hood.
"Ne saçma" demiş Kırmızı başlıklı kız.
Suratının sirke sattığını da görünce yardım etmeyeceğini düşünüp,
oradan uzaklaşmış.
Hemen ilerde birini görüyor görmüyor gibi olmuş.
Saçma birşeylerin olduğunu hissetmiş Kırmızı başlıklı kız.
Yaklaşınca anlamış.
Bir de baksın kim?
Frodo Baggins.
Yüzüklerin Efendisi'nin cüceden hallice, pörtlek gözlü ağlak hobbiti.
Yüzüğü parmağına sokup çıkarıyormuş.
Bir görünüp bir kayboluyormuş.
Mal mal oyun oynuyormuş kendi kendine.
"İyice kafayı yemiş bu" demiş Kırmızı başlıklı kız içinden.
"Birazdan Kara Süvariler gelip o yüzüğü bir tarafına sokmasınlar dikkat et " demiş.
"What?" demiş Frado.
"Ben türkçe bilmiyor, Sen ne diyor ben anlamıyor" demiş.
"Where is the Sultan Ahmeeeeeee" der gibi olurken follofoş olan parmağına yine yüzüğü takıp kaybolmuş.
"Neyse Nazgül'ler yoldadır, bu geri zekalıya birazdan taktırırlar,
Ben burdan uzaklaşayım" demiş Kırmızı başlıklı kız.
Biraz ilerde küçük mavi bir şey görmüş gibi olmuş sanki gibi filan
Aaaa bir de baksın kim?
Şirin baba.
"Şirin baba, Şirin baba" demiş.
"Aaa naber Kırmızı başlıklı kız" demiş Şirin baba tontik bir şekilde.
Şirin baba ya sonuçta.
"Yardıma ihtiyacım var" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ne oldu?" demiş Şirin baba.
"Ben evden çıktım ananeme çorba götürüyordum.
Ananem çok hastaymış.
Yolda giderken şekerden bir ev gördüm.
Sonra onun yanına gittim.
İçerde bil bakalım kimleri gördüm?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Tabiki de Hansel ve Gretel'i görmüşsündür" demiş Şirin baba.
"Yuuuh nerden bildin?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Az önce Şirine, Uykucu şirine masal anlatıyordu oradan duydum" demiş Şirin Baba.
"Uykucu şirinin uyumak için masala ihtiyacı yok ki, adam zaten sürekli uyuyor, ne saçma" demiş Kırmızı başlıklı kız içinden.
Konunun dağıldığını farkedip, "Eeeeee demek öyle" demiş.
"O zaman bil bakalım cadı kimdi?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Hmmmm cadı bilgisi bende yok" demiş Şirin baba.
"Yaaaa öyle kalırsın işte" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ananemdi" demiş.
"Yooooaaaah artık Lebron James" demiş Şirin baba.
"Yaaaa" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Neyse senden yardım istemeye geldim" demiş.
"Ben yardım edemem" demiş Şirin baba.
"Neden?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Masalın orijinalinde ne oluyordu?" diye sormuş Şirin baba.
"Kurt ananemi yiyordu" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Tamam işte" demiş Şirin baba.
"Senin kurdu bulman lazım.
Cadının yani ananenin hakkından kurt gelir" demiş.
"Ne saçma" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Bu konuştuklarımız saçma değil de bu mu saçma" demiş Şirin baba.
"Saçma maçma. Kurdu bulman lazım" demiş.
Kırmızı başlıklı kız tekrar düşmüş yollara.
Az gitmiş uz gitmiş.
Ana avrat düz gitmiş.
Sinirlenmeye başlamış çünkü artık.
Neyse Allah'tan ilerde ağacın dibinde yatan bir kurt görmüş.
Ahanda buldum demiş.
Kurdun önüne gitmiş durmuş.
Kurt ona bakıyormuş.
O kurda bakıyormuş.
Bir süre sessizlik olmuş.
Kimse konuşmuyormuş.
Kırmızı başlıklı kız dayanamamış.
"Neden nereye gittiğimi sormuyorsun?" demiş.
"Neden sorayım?" demiş Kurt.
"E masalda öyle oluyor" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Üffff tamam" demiş Kurt.
"Nereye gidiyorsun?" demiş.
"Ananeme gidiyordum.
Ananem çok hastaymış.
Yolda giderken şekerden bir ev gördüm.
Sonra onun yanına gittim.
İçerde bil bakalım kimleri gördüm?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Tabiki de Hansel ve Gretel'i görmüşsündür" demiş Kurt.
"Yuuuh nerden bildin?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Masallar bizim işimiz, az masalda oynamadım ben" demiş Kurt.
"Eeeeee demek öyle" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"O zaman bil bakalım cadı kimdi?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Hmmmm cadı bilgisi bende yok" demiş Kurt.
"Yaaaa öyle kalırsın işte" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ananemdi" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Yooooaaaah artıgggghh amnnnagooyım" demiş Kurt kıro şivesiyle.
"Yaaaa" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Neyse senden yardım istemeye geldim" demiş.
"Ben yardım edemem" demiş Kurt.
"Neden?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Aç değilim ki, az önce bir yemek yemişim, bir yemek yemişim, patlıcam" demiş
"Kim bilir hangi hayvanı yemişsindir, neden bir hayvanın yaşaması için diğerinin ölmesine ihtiyaç var, zaten hiç anlamıyorum" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Bizim yazar bu konuyu 3. Bültende işlemiş, git oku da aydınlan biraz" demiş Kurt.
"Yazar araya reklamını koymaya çalışıyor farkındayım ama benim işim gücüm var, daha sonra okurum" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Bu arada sen geri zekalı mısın?" demiş Kırmızı başlıklı kız.
"Ananemi yicektin ya.
Niye masala uymuyorsun?
Şekerden evde kimleri gördüm dediğimde,
Hansel ve Gretel demesini biliyorsun ama.
O masalı biliyorsun da bizim masala gelince neden böyle yapıyorsun" demiş.
Kurt ta, "bizim masalın sonunda bana ne oluyor biliyor musun" demiş.
"O avcı benim g.tümden taşları sokup beni nehre atıyor.
Neymiş bana ders vermek içinmiş.
O avcıyı daaaaa o masalı yazanı daaaaaa"
Derken Kırmızı başlıklı kız olayın nereye gittiğini anlayıp,
Ordan uzaklaşmış.
Hemen ilerde balta sesi duymuş gibi olmuş sanki filan.
"Aha kesin biri bir şeyleri katlediyor" deyip sese doğru yardırmış.
Bir de baksın kimi görsün?
Nasrettin Hoca.
“Nasrettin Hoca, Nasrettin hoca” demiş Kırmızı başlıklı kız.
“Efendim” demiş Nasrettin Hoca.
“Hocam napıyosun Allah aşkına? Yine saçma sapan işler peşindesin. bindiğin dalı kesiyorsun, birazdan düşücen” demiş.
Hoca hiç aldırış eder mi? Kesmeye devam etmiş.
Sonra hoca, şakkadanak yere çakılmış.
Hoca, hemen bir hışımla kalkıp,
“Sen erbab-ı mükaşefeden birisin. Benim düşeceğimi bildin, o zaman öleceğim zamanı da bilirsin. Hadi söyle gıdısını sevdiğim” demiş.
“Ya hoca, ben erbab-ı mükaşefeden falan değilim, o ne demek onu da bilmiyorum.
Anlıyorum beni bir fıkranın içine çekmek istiyorsun ama benim acil bir işim var.
Bana yardım etmen lazım” demiş.
Hoca da “Hayırdır, acil olan bu işin ne ola ki, amca oğlu” demiş.
“Benim ananemi tanır mısın?” demiş Kırmızı başlıklı kız.
Hoca da pis bir gülümsemeyle “senin ananeni kim tanımaz ki...” demiş.
“Hoca! Hocaaaa!!!. Kendine gel” demiş Kırmızı başlıklı kız.
Hoca da “ıhım ıhım, pardon” demiş. “Söyle bakalım nedir ananenle ilgili konu” demiş.
“Ananem cadı oldu” demiş Kırmızı başlıklı kız.
“Ananen iyiydi güzeldi ama zaten cadı gibi bir kadındı” demiş Nasrettin Hoca.
“O yüzden gerçekten cadı olmasına şaşırmadım” demiş.
“Hocam konumuz bu değil. Bana yardım etmen lazım” demiş Kırmızı başlıklı kız.
Hoca da, “sana yardım edemem” demiş
“Neden?” demiş Kırmızı başlıklı kız.
“Yoğurt işinde iyi para varmış hacı. Yoğurt işine girdim de göle gidip maya çalmam lazım” demiş.
“Ya hocam saçmalama göl maya tutar mı amk” dicek gibi olmuş Kırmızı başlıklı kız ama hemen onu başka bir fıkraya çekmek istediğini fark edip "Bana müsaade" deyip oradan koşar adım sıvışmış.
Ama hoca durur mu,
“Dur nereye gidiyorsun, senin kazan doğurdu” diye arkasından bağırmaya devam etmiş.
Hoca kafa üstü düşünce fıkra kombosu yapmaya başlamış resmen.
Hala arkadan bağırıyormuş “Hırsızın hiç mi suçu yok” diye.
"Hocanın kafa iyice yalama oldu" demiş Kırmızı Başlıklı Kız içinden, topukları kıçına vura vura uzamış.
Sonra ilerde “Gel kuçu kuçu” diyen birini duymuş gibi olmuş sanki.
Sese doğru ilerlediğinde bir de kimi görsün?
Tarkan.
Ama bizim "Dudu dudu dilleri" Tarkan değil.
Bayağı bildiğin "Atıl kurt!" Tarkan.
Hun İmparatoru Attila’nın en gözüpek akıncı beyi.
Tarkan, Kırmızı Başlıklı Kız'ı görünce bir hışımla kılıcına davranmış:
“Bre hatun! Bu ne idüğü belirsiz kırmızı kaftan da neyin nesidir? Yoksa Bizans İmparatoru Kostantin’in gizli ajanı mısın?!” demiş.
Kırmızı Başlıklı Kız da, “Ya dur iki dakka, ne Bizans’ı ne Kostantin’i. Benim ben, Kırmızı Başlıklı Kız” demiş.
“Bir genç kız tek başına bu tekinsiz ormanda ne arar? Çıkar o başlığı, altından kahpe bir Bizans dölesi çıkmasından şüphelenirim!” demiş Tarkan enteresan Hun aksanıyla.
Sonra Kırmızı Başlıklı Kız kapşonunu indirince,
“Heeee, sen o ananesine sıcak çorba götüren kızcağızsın. Buyur, nedir derdin?” demiş.
Gözlük çıkarınca tanınmayan Süpermen gibi rahatlamış Kırmızı Başlıklı Kız.
“Ananeme gidiyordum.
Ananem çok hastaymış.
Yolda giderken şekerden bir ev gördüm.
Sonra onun yanına gittim.
İçerde bil bakalım kimleri gördüm?” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
“Bizans'ın Kancık Köpeği Kostok’la İmparatorun Tasmalı Şövalyesi Laskaridis’i mi gördün?” demiş Tarkan gözleri dönerek.
“O o o, bizim bu Tarkan’la işimiz var” demiş Kırmızı Başlıklı Kız içinden.
“Hmm anladım, sen masalı da bilmiyorsun. O zaman ben sana cadıyı madıyı anlatmayayım” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
“Kimdir bre o hain cadı?” demiş Tarkan.
“Ananem” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
Hemen çekmiş kılıcını Tarkan.
“Savunun bre Bizans Cadıları! Tarkan’ın kılıcı canınızı almaya geldi!” demiş.
“Hah, hadi o zaman yürü bana yardıma gidiyoruz” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
“Ben yardıma gelemem” demiş Tarkan.
“Neden?” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
“Benim kurt ortalıkta yok. Onu arıyordum. ‘Atıl kurt, parçala hainleri!’ diyebilmem için kurda ihtiyacım var” demiş.
“Ben gördüm senin kurdu. Gerilerde bir yerde zıbarmış yatıyordu” demiş Kırmızı Başlıklı Kız.
“Zıbarmak? Yatmak? Benim kurduma göre hareketler değil” demiş Tarkan.
“Kesin Bizans döllerinin bir işidir bu” deyip durduk yere zıplayıp o tarafa doğru koşmaya başlamış.
Kırmızı Başlıklı Kız da arkasından bakarken “Koşarken kıçı başı açılan kahraman mı olur amk… Bana bundan hayır gelmez” deyip yoluna devam etmiş.
——————————————————
devamı gelecek baboli...
Ama diyorsan ki "Şu karakter de ormana girsin, ortalık iyice pazar yerine dönsün", sal yorumlara. Uyarsa kafamıza, iteleriz içeri bir şekilde.
Sen ne diyorsun?